Don Kişot - Akşam Yemeği
Kaş'taki ilk akşam, semizotu salatasını özlediğimiz Don Kişot'un kapandığını görünce üzüldük. Gerçi bunların bir de Limanağzı’nda yerleri var ama hiç gitmediğimiz için fikrimiz yok.
Denizden çıkıp otele dönerken yolda Yasemin’ler ve Pınar'la karşılaştık. Bora ve Mira da vardı. Bora, yengeç avlamış, avladığı yengeci besleyeceğini söyledi. Her neyse Yasemin, Don Kişot'un yeni yerine ücretsiz müşteri taşıdığını ve nasıl gidebileceğimizi anlattı.
Çarşıda pidecinin yanında "Ortanca" diye bir yer açılmış. Sahibi de -Demet- Don Kişot’un sahibinin kardeşiymiş. Gittik derdimizi anlattık. "Ben sizi göndereyim" dedi. Limandan ufak bir motora bindik ve Limanağzı Don Kişot’a doğru yola çıktık. Deniz hala sakinleşmemiş. Tepede mehtap, pat pat pat teknenin sesi ve deniz kokusu eşliğinde 20dk.da geldik.
Levent bey bizi bekliyormuş zaten. Garson buyur etti. 5 kişi, 5 no.lu masaya oturduk. "Karides güveç ve kalamar tavam çok güzel" dedi garson. Yaz o zaman dedik. Rakı getir, peynir getir, yoğurtlu semizotu getir…
Hizmet harika. Rakı güzel, peynir enfes bir Ezine peyniri. Doğrudan yumulduk. Yemekler desen onlar da harika. Derken Deniz Arcak da geldi ve geldiği andan itibaren bizim masadaki sohbetin konusu oluverdi. Parası mı bitmiş de buraya gelmiş, burada mı program yapıyor, elektrikler kesik şimdi nasıl odasını bulacak falan filan.
Valla tıka basa leziz yemeklerle doyduk ve 5 kişi 120 kağıt hesap verdik. Sonra aynı kaptan bizi Kaş'a geri getirdi. Kaş kalabalık. Mavi bar abartmış, sandalyeleri nerdeyse duvara kadar döşemiş yola. Biraz takılalım diyoruz ama kimsede hal yok. Gelip yatıyoruz.
Ha, yatmadan evvel biraz mehtap fotoğrafı çekmeyi denedim, olmadı. Tripodumu kırdım ve çektiği resimler bir halta benzemedi. Bu işin tekniğini öğrenmek lazım.
Denizden çıkıp otele dönerken yolda Yasemin’ler ve Pınar'la karşılaştık. Bora ve Mira da vardı. Bora, yengeç avlamış, avladığı yengeci besleyeceğini söyledi. Her neyse Yasemin, Don Kişot'un yeni yerine ücretsiz müşteri taşıdığını ve nasıl gidebileceğimizi anlattı.
Çarşıda pidecinin yanında "Ortanca" diye bir yer açılmış. Sahibi de -Demet- Don Kişot’un sahibinin kardeşiymiş. Gittik derdimizi anlattık. "Ben sizi göndereyim" dedi. Limandan ufak bir motora bindik ve Limanağzı Don Kişot’a doğru yola çıktık. Deniz hala sakinleşmemiş. Tepede mehtap, pat pat pat teknenin sesi ve deniz kokusu eşliğinde 20dk.da geldik.
Levent bey bizi bekliyormuş zaten. Garson buyur etti. 5 kişi, 5 no.lu masaya oturduk. "Karides güveç ve kalamar tavam çok güzel" dedi garson. Yaz o zaman dedik. Rakı getir, peynir getir, yoğurtlu semizotu getir…
Hizmet harika. Rakı güzel, peynir enfes bir Ezine peyniri. Doğrudan yumulduk. Yemekler desen onlar da harika. Derken Deniz Arcak da geldi ve geldiği andan itibaren bizim masadaki sohbetin konusu oluverdi. Parası mı bitmiş de buraya gelmiş, burada mı program yapıyor, elektrikler kesik şimdi nasıl odasını bulacak falan filan.
Valla tıka basa leziz yemeklerle doyduk ve 5 kişi 120 kağıt hesap verdik. Sonra aynı kaptan bizi Kaş'a geri getirdi. Kaş kalabalık. Mavi bar abartmış, sandalyeleri nerdeyse duvara kadar döşemiş yola. Biraz takılalım diyoruz ama kimsede hal yok. Gelip yatıyoruz.
Ha, yatmadan evvel biraz mehtap fotoğrafı çekmeyi denedim, olmadı. Tripodumu kırdım ve çektiği resimler bir halta benzemedi. Bu işin tekniğini öğrenmek lazım.
0 Comments:
Yorum Gönder
<< Home