Pazartesi, Mayıs 28, 2012

Mesgul

Cayyolu hakkinda yazmak istiyorum. Buranin hayatimi nasil degistirdigini, buraya tasinmis olmanin beraberinde nasil guzellikleri de getirdiginden, fiziksel kondusyonumdan filan bahsetmek istiyorum. Ama bunu yazabilmek icin kafamin biraz bosalmasi gerek. Zira bugun kafam isle cok mesgul. Saat kac oldu hala is dusunuyorum.

Hatta paralelde bir arkadasimda L/C farklarini ogreniyoruz.

Televizyonda da Rus kanali acik, dizi seyrediyorum :)

Ozetle ortaya karisik bir durum var...

Pazar, Mayıs 27, 2012

Ivanovo Detstvo

Bugun Ivanovo Detstvo filmini izledim. Tarkovskiy'nin en onemli filmlerinden biri. Kendisini ve islerini cok iyi tanimiyorum. Daha once Andrey Rublev'i izlemistim, cok acmamisti. Asiri agir ilerleyen bir filmdi. Fakat bu film nefismis. Ikinci dunya savasinda, Rusya'nin dogu cephesinde geciyor hikaye. Aslinda bir savas filmi olmasina ragmen, paralelde Ivan'in cocukluguna, parcalanmis, yasanamamis cocukluga yaptigi gondermeler filmi bence savas filmi olmaktan cikarmis. Ruyalarinda annesini, kizkardesini goren Ivan'in yasanamamis hayallerinde insan zaman zaman kendini Ivan'la ozdeslestiriyor.  


Ivanovo Detstvo


Tek bir silahli catisma sahnesi olmadan, bombalar patlatmadan, savas arabalari, ucaklar, dahiyane animasyonlar, bilgisayarli cekimler sunlar bunlar olmadan savasin berbat yikimini muhtesem vermis filmde. 

Her zaman soylerim, guzel hikayelerin animasyona, manyak kamera tekniklerine filan ihtiyaci yok. Iyi yonetmen oyle ya da boyle filmi izletir.

Fazla spoiler vermek istemiyorum, bakarsin izlemek isteyen birileri cikar. Filminin sonunu kestirmek icin muneccim olmak gerekmiyor. Ayni HAIR muzikalinde oldugu gibi bir tenis topu gelip insanin bogazini tikiyor.  

Tarkovskiy'i biraz calismak gerekiyor, buradan onu anladim.

Film hakkinda daha fazla bilgi icin ---> IMDB

Etiketler: , ,

Cumartesi, Mayıs 26, 2012

Profesor

Cuma aksami, Sihhiyedeki Profesordeyim. Burasi cok eski bir kokorecci. Sihhiyedeki dukkan kac senedir var tam emin olamiyorum, zira bunlarin asil mekani Genclik caddesindedir. Fakat bu isi cok iyi beceriyorlar. Ustelik karnim cok acikti; oglen az yedim. Bir de burada kokorece "profko" diyorlar.

Elemanlardan biri haber vermeden izin kullanmis. Patron firca kayiyor. Tavuk tantuna yapacaklarmis. Bu da yeni bir sey. Merak ettim. Et pahali tabi.

Perşembe, Mayıs 24, 2012

Kahvalti

Bugun inanilmaz guzel bir hava var; insanin nefes alasi geliyor. 18-20derece arasi bir seydir herhalde. Ilkbaharin tum kokularini almis... oh yeah!

Hic adetim degildir ve hatta evde bir tost yemis olmama ragmen sirkette kahvalti edesim geldi. Buyuk kocaman tost, mantarli omlet ve cay.

Ustumde tuhaf bir hal var. Bir tarafim boyle mayisik, bok yeme otur modunda, diger tarafim cagliyor, cosuyor. Once yataktan cikamiyorum ama aksam olimca da yatasim gelmiyor. Gunduz ritmi de git-gel dolu. Sabah vitamin aldim hatta.

Neyse ozetle guzel gun.

Çarşamba, Mayıs 23, 2012

Moskova (14-15 Ocak 2012 after Minsk)


Evet bu yaziyi yayinlamakta biraz geciktim ve senkron bozuldu; farkindayim. Ama yazmisim, cope gitsin istemedim. En azindan ben unutmayayim. Yarin oburgun bilgisayar formatlanir, bu yazi da ucar gider. Tee 14-15 Ocak'ta yazmisim. Minsk'ten Moskova'ya devam etmistim yolda hasta olarak.

Orjinal halini hic okumamisim heralde, pek cok dusuk cumle vardi, biraz editleyip sunuyorum. Buyrunuz...

Yol boyu usuyerek geldim. Yol soguktu, ucak soguktu, hep usudum... Ucakta hepi topu 15-20 kisi vardi. Tam vaktinde indi. 0920'de ucak yerdeydi. Her zamanki yerde kalacagim, o yuzden burasi bir nevi ev kivaminda oldu benim icin. 1130'da kapidan girerim diye planlamistim. Neyse ki bu defa yerde sacma bekleme olmadi. Jet gibi otobuse binip terminale girdik. Bavul hemen geldi ve kosarak saat 10 trenini yakaladim. Yalniz bir sorun var, anormal cisim geldi ve kosturmaktan hala tuvalete gidemedim. Trende hallederim dedim, trende tuvalet yokmus! Neyse saat 1045'te Paveletskaya'dayim. Hemen metroya gecis yaptim. Sadece bir aktarma yapacagim, onu da yaptim. 1136'da kapidan girdim. 

Same old beauty, brand new decoration...

Buradaki iki gunu nasil nasil anlatacagim bilmiyorum. Zira isten ve tembellikten yazmadim iki gundur. Hadi bir deneyeyim bakalim.

Alisveris, balik corbasi, Smolenskaya, Arbat, Lena'nin cihaz ve ilaclar, banka para cek, kirtasiye kitapci gez sonra Puskin'in evine gel. Muze kapanmis ne yazik ki. 

Hava inanilmaz soguk. Dislerim birbirine carpiyor. Oksuruk azdi, ses gitti; berbat durumdayim. Dunkin Donuts'ta kahve molasi. Yaklasik 2 saat kadar keyif. Sonra yuruyerek Arbatskaya'ya gelip oradan metroyla donus.

Yari donuk nehir - Suvorovsky Park

Sabah gec kalkip Suvorovski Park'ta yuruyus, ordeklere ekmek atma, kahvalti-yemek karisimi beslenme saati, toparlama, suslenme, metro tren fasli, Paveletskaya'ya geri gel, trenden once 10dk kahve molasi ve simdi trendeyim. 

Domodedovo'ya varmak uzereyim. Hep diyorum, burada zaman hizli geciyor, hafiza kalmiyor, afyon yutmus gibi donuyorum gerisin geri. Sahi ben niye gelmistim Moskova'ya? Bundan sonrasi gri...

Я люблю Москву

Etiketler: , , , , , ,

Salı, Mayıs 22, 2012

101 Billionaires

Yakinda Rusya'da enteresan bir yere gitme ihtimalim var. Bunu ogrenince biraz gidecegim yerle ilgili ne bulurum diye karistirdim interneti. Elbette pek cok sey buldum buldum ama bunlardan bir tanesi, 2010 yilinda yazilan bir blog'dan, Rob Hornstra Mart 2010'da yazmis. Gulmekten karnim agridi. Yaziyi ve icindeki fotografi noktasina dokunmakdan paylasiyorum.



At the beginning of 2008, the list of the richest Russians contained 101 billionaires; a magical number that for the time being will not be matched. These photographs document a very different Russia.

Fifteen women are battling it out for the title “Best Female Striptease from the Urals.” They come from Magnitogorsk, Tyumen, Nizhni Tagil, and the regional capital Yekaterinburg. The final is composed of three parts: an interview, a lap dance, and a freestyle strip act. The interviews with all the dancers are a disaster. The microphone is broken and none of the girls has a good voice. Anyway: it is impossible to understand a word. But this is perhaps the fault of the audience who can’t keep quiet. The lap dance is hilarious. The bottles of vodka being served can’t keep up with demand. And then the closing number. The girls have to improvise to completely unknown music. Nastya from Tyumen, who stood out in the qualifying round with her own, slowly sensual style, has difficulties with Rammstein. She’s hopeless. Valeria does a little better; although her spectacular closing spin on the pole doesn’t end well. Natalie steals the show. She dances to a steamy French number, throws her underwear into the audience, crawls over the jury table, and toys shamelessly with the male commission members. She wins the first prize: a holiday to Turkey. The second and third prizes respectively are an LCD TV and a sound system from an unknown Chinese brand.

Etiketler: , ,

Pazartesi, Mayıs 21, 2012

Yandex Metro Apps


Yandex’in Android icin bir Moskova Metro haritası uygulaması var, akıllara zarar. Basit bir metro haritası gibi görünüyor ama öyle değil. Hangi istasyondan hangi istasyona gideceğini bulmak için önce bulunduğun istasyonu sonra gideceğin yeri tıklıyorsun. Haritadan güzergahı gösteriyor. Nerede, hangi hatta aktarma yapacağını gösteriyor. Her bir yolculuğun ve aktarmanın kaç dakika süreceğini söylüyor. O anki saate göre kaçta varacağını belirtiyor. Eğer data kullanımı açıksa, trene bindiğinde, şebekeden aldığı bilgiye göre bulunduğun yeri harita üzerinde gösteriyor. Tabi antiparantez belirtmek lazım, metroda çoğu yerde 3G bağlantısı mümkün. Daha da beteri, istasyonlardaki giriş – çıkış kapıları ile aktarmaların yapıldığı geçitlerin konumuna göre trenin hangi vagonuna binmen gerektiğini şematik olarak veriyor. Böylece trenden inice o mahşeri kalabalığın içinde minimum yol yürümüş oluyorsun.

Bir de ufak ayrinti, Moskova’da metroda cep telefonu resmen 3G cekiyor!

Programi telefonuna yuklemek isteyenler icin asagidaki linki koyuyorum. Ha! Bu arada program Minsk metro haritasini da destekliyor.

Etiketler: , , ,

Cumartesi, Mayıs 19, 2012

Moskova Yolcusu Kalmasın

Yine Moskova yolundayım. Beni en çok etkileyen, her seferinde beni karman çorman eden yere gidiyorum.
Ankara’dan direkt gidiyorum.
Esenboğa’da enteresan biriyle tanıştım; Yaşar Abi. Kendisi Fenerbahçe masa tenisi takımının hocası. “Yakışıklı! Bir bekle bakayım beni” diyerek girdi muhabbete. İlk kez gidiyormuş Moskova’ya. Nasıl gideceğim merkeze filan diye sordu. Daha sonra Malatya’dan aldığı günkurusundan ikram ederek muhabbeti koyulaştırdı. Kızı kolejden benden bir dönem alttaymış. Tanıyorum kendisini. Aynı zamanda ODTU mimarlık mezunuymuş; oradan da muhtemelen çok ortak arkadaş çıkar kurcalasam.
Yaşar Abi, kolejdeki beden eğitimi hocalarımın çoğunun devresi. Hepsini tanıyor, arkadaş ya da onların da hocası. Dahası Mülkiyeli olduğumu öğrenince muhabbeti oraya kaydırdı. Zamanında antrenmanları bizim salonda yaparlarmış. Pek çok ortak tanıdık çıktı.
Cumartesi akşamı Fenerbahçeli gençlerin Vladivostok takımıyla maçı varmış, onun için gidiyor. Pazar günü yine birlikte döneceğiz. Buradan da Fenerbahçe pinpon takımına şimdiden başarılar diliyorum.
Bir THY (They Hate You) markası olan Anadolu Jet turizm şirketi uçağımız kalkış saatimizden 10 dakika önce alana teşrif ettiği için haliyle rötara girdik. Ben de endişeleniyordum acaba bugün rötar olmayacak mı diye. Hayır bünye o kadar alıştı ki artık rötar olmayınca bir huzursuzluk basıyor. Allahım kesin bir şeyler ters gidecek diyorum. Neyse ki her şey yolunda (!) gitti ve olması gerekenden 1 saat sonra havalandık.
Uçak dolu. Önler tıkış pıkış. Her zamanki şansım sayesinde benim sırada orta koltuk boş. Yolcu profili; amele, iş adamı, tatilden dönenler, Rusya’da görevli memurlar, bol yaşlı, ayyaşlar ve yarı giyimli Rus kızlardan oluşuyor. Bunların haline acımamak elde değil. Belli ki memlekette tekstil konusunda bir arz noksanı var.
Kalkış sırasında rüzgar tersine döndü ve pist başından tee pistin kuzey ucuna kadar taksi yapıp güneye doğru havalandık. Lodos lodos…
Bu arada bir ayrıntı dikkatimi çekti. Alanda Rus Transaero’nun bir 747’si vardı. Demek buraya uçuyor. Hem de devasa bir uçakla. Kargo amaçlı olabilir diyeceğim ama bildiğin pencereleri olan yolcu uçağı gibi görünüyordu.
Bir THY (They Hate You) markası olan Anadolu Jet turizm şirketi ikramı da adına yakışır tarzda tahıl ağırlıklı; ekmek, soğuk makarna, çay… Neyse ki evden çıkmadan yedim bir şeyler de açlık hissetmiyorum. Duty Free’den aldığım Absolut çoktan mideyi boyladı. An itibarıyla öz kaynaklarımla aldığım Chivas Regal,den takılıyorum inceden. Kurban olduğumun kalitesi, minyatür Chivas’ın şişesi bile cam, diğerlerininki gibi plastik değil.
Mood olarak henüz kendimi bulamadım. Henüz kafam çalışmaya başlamadı. O yüzden Traveling Wilbury’s dinlerken bir yandan da teklif çalışıyorum. 39000 feet irtifada uçuyoruz. Epey yüksek yani. Kırım dolaylarına kadar yeryüzünü görüyorduk, bir süredir altımız bembeyaz pamuk tarlası, pek bir manzara yok özetle.  Şöyle bir kendime geleyim, buraya ağırlık vereceğim.
Alçalmaya başlamışız. Vnokovo’ya ineceğiz. İlk kez gidiyorum bu alana. Alçalma kısa sürdü. Havada 30dk tur attık. İndik, kapıyı açamadılar. Terminale girdik, pasaport kuyruğu ip gibi çünkü bir tane kapı açık. Bavulu aldım, trene koştum ama 10 dakika ile saat 8 trenini kaçırdım. Harika oldu. Zira buradan saat başı sefer var. Artık 2100 trenine bindim öyle mal gibi bekliyorum. Ozan’ın deyimiyle kafama sinirlik geldi!
Saat 9 buçuk, hava hala bizim 6-7 gibi. Etraf feci yeşermiş. Yeşil fışkırmış her yerden.
Kievskaya’da indim. 2008 yılında Moskova’ya ikinci kez geldiğimde, son gün otel bulamayıp tam bu istasyonu gören bir evi kiralayıp orada bir gün kalmıştım. İlk defa o zaman görmüştüm Rus evleri nasıl oluyormuş.


Kievskaya Istasyonu
Şimdi doğru metroyu bulmam lazım, onun için açıyoruz Yandex metro uygulamasını ve metro aktarmalarının sefasını sürüyorum.
Tverskaya’da Ferrari’ler geçit töreni yapıyor!
Otel’in sokakta (Kozintski Pereulok) kaldırım çalışması var, etraf berbat. Yatıyorum.
Her günü tek tek yazmayacağım; sadece tespitler ve olursa enteresan şeyler.
17 Mayıs 2012

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,

Salı, Mayıs 15, 2012

I can read your mind

Bugun icin hazirladigim yaziyi maalesef son haline getiremedim. Biraz demlenmek istiyor. 


Onun yerine Eric Woolfson'in Steve Balsamo ile bir radyo programinda seslendirdigi Eye In the Sky'i paylasiyorum. Belki kulaginiz introda Sirius'u, belki Alan Parsons'un klavyesini ya da muhtesem gitar soloyu ariyor ama sarkiyi sahibinin sade yorumuyla dinlemek de baska bir sey.


"Don't say words you're gonna regret,
Don't let fire rush to your head..."

Etiketler: , , ,

Pazartesi, Mayıs 14, 2012

Minsk'te gecen iki gun (12-13 Ocak 2012)


Sirkette gorusmeler tum hiziyla suruyor. Teknik konularda pek cok belirsizlik var. Allahtan adamlar yapici da bu sayede bir konuya fazla takilmadan digerine gecilebiliyor. Yarin itibari ile tum teknik ayrintilari tamamlayip iyi bir toplanti tutanagi ile donmek istiyoruz. 

Ogle yemekleri Basilica'da. Burasi su sirketin yakinindaki restoran. Yemekler sahane,porsiyonlar oksuz doyuran cinsten.

Ilk gun mantar corbasi ve satobriyan et yedim. Ikisi de muhtesemdi.

Carsamba günü toplantidan sonra otele geldik. Yine her zamanki gibi Minsk Otel'de kalıyoruz. 

Minsk Hotel


Millet biraz uyumak istedi. Ben uyuyamadim. Ne çare, cikip yandaki çarşıdan vodka aldim, peynir aldim odada o sekilde takildim.

Daha sonra Ali Yetkin ve Onur'la u. Ratusi 0.5'e gittik. Yine sahane canli muzik vardi. Burada resmen canli muzige doyuyorum. Biraz takildiktan sonra Max Show'a gectik. Orasi bayagi heyecanliydi. Cikisimiz sabah 4 oldu!..

u. Ratushi 0.5


Otele getiren taksiyle 30bine anlastik, otelin onune gelince adam bozugum yok dedi. 100 bin verdik geriye 50 bin verebildi. Boylece toplamda 5 lira kazik yemis olduk :)

4 buçukta yatip sekizde kalkinca ertesi gun biraz zor gecti. Toplantida bir ara kafam gozum kaydi ama aksami cikardim. Is cikisinda Hikmet'le biraz yuruduk. Inanilmaz kar yagdi. Firtina seklinde yağdi yağdi yine de bosaltamadi yukunu. Zira, sabah otelden cikarken hala yagiyordu. Ortalik bembeyaz olmusu. Yer alti carsisinda pizza yedik. Disari bir ciktik ki kar kiyamet, yollar iki karis kar tutmus. 

Herkes son geceyi adina yakisir sekilde kapatma derdinde, ben uyumak istiyorum. Zira ekip yarin aksama kadar yayılacak odada ondan sonra 5'te binip donecek. Ben ise sabah 5'te en gec otelden cikmaliyim. Moskova'ya gidiyorum yine! 

Bu gercekten hic yoktu planda. Acente'nin ve ilgili elemanın erken rezervasyon yapın uyarılarıma kulak asmama kazmaligi yuzunden donus ucaginda bilet bulamadilar. Bari beni Moskova'dan dondurun dedim. 

Odam buz gibi. Butun gece odada donarak ve saat basi uyanarak sabaha kadar yarim yamalak uyudum. Saat 4'te kalkip banyo yapip otelden ciktim. Dun gece anlastığım taksi gelmedi. Geç kaldı inek herif. Disarda hala cilgin kar yagiyor, yollar buz, elemani kaz kez aramama ragmen hala gelmedi. Otelin onundeki bir arabaya bindim sonunda. Hizli git dedim, adam ucuyor karli yolda. Manzara muhtesem. Her taraf bembeyaz.

Kendimi iyi hissetmiyorum, oksurmeye basladım ve beni uzun bir gun bekliyor...

Etiketler: , , , , ,

Pazar, Mayıs 13, 2012

Minsk'e Varis


Son geldigimizden bu yana fazla kar yagmamis. Hava buz gibi. Etraf civil civil isikli. Biraz trafik var. 

Otele yerlestikten sonra genc elemanlar ile disari ciktik. Nerdeyse Planet otele kadar yuruduk. Orada bir buz pateni pisti kurulmus, biraz bakindiktan sonra yemek yiyecek bir yer aramaya basladik. Yolda, 0.5'in arkasindaki kilisenin icine girdik. Orada bir ayin varmis. Millet kuyruga girmis siradan Papaz'in onune geliyor. Papaz onunu gelenin alnina bir sey ciziyor, o da papazin kolunu opuyor. Ust katta da koro vardi.

Disarisi soguk oldugu icin kilisede biraz daha oyalanip lokanalara dogru yola ciktik. En sonunda Mc Donalds'ta karar kilindi. Acayip br kalabalikta seksen saat bekleyerek yemek yedik. Sonra ekip otle dondu, ben de gidip 0.5'te biraz bira iin donup yattim. En son ben donerken bayagi tipi baslamisti ve goz gozu gormuyordu.

Odam buz gibi. Bu ne arkadas ya! isiticiyi sonunna kadar actim, kendine bile faydasi olmayan bir sicaklikta hava ufuruyor.

Geceleyin soguk ve diz agrisiyla uyandim ve sonra da dogru duzgun uyuyamadim zaten.

11 Ocak 2012

Etiketler: , , ,

Perşembe, Mayıs 10, 2012

Minsk'e gidiyorum








Sabah Esenboğaya giderken is telefonumu aracta dusurmusum. Kisa sureli bir panik oldu. Neyse ki arac hala alandayken yakaladim ve telefonu geri aldim.

Istanbul'a vaktinde geldik. CIP'e herkesi almadilar, Direktorle ben girdim ekibin kalani normal kontrolden gecti.

Ucak her zamanki gibi formunda. Masallah diyorum.

38000 feetteyiz. Sicaklik -67 derece! Cok yuksek ve cok soguk degil mi?

Copying Beethoven filmini seyrettim. Amadeus'la karsilastiriyorlar bu filmi ama bence yakinindan gecemez. Bol bol Beethoven dinledik filmde.

Donus biletlerimizde sorun var. Cumartesi ucusunda yer olmadigi icin donusumuzu Pazartesi gunune kesmisler. Sanirim Minsk'ten Moskova'ya gecip oradan Ankara'ya gelecegim.

Yemek olarak ilk defa cok hosuma giden bir sey verdiler; mozzarella peynir ve domates, pesto sos, beyaz sarap, humus.

Ustune bir de Vodka gomdum, oh mis.

Canim simdi Mazhar Alanson dinlemek istedi `Benim Hala Umudum Var`.

Minsk icin inise geciyormusuz. Bugun ucusla ilgili hersey dakik gidiyor.

Yavuz Çetin olmemeliydi :( Bu sarkiyi her dinleyisimde ayni seyi dusunuyorum. Kendisini canli dinleyebildigim icin cok sasliyim.

Belki de onun icin dua etmeliyim rahat uyusun diye. Dualarimin gucune inanmaya basladim. Hic bos cikmadi zira.

Bizim ekibin yarisi onde yarisi arkada oturuyor. Öndekiler baya kaynatiyor. Hikmet ve Murat arkada. Bir ara Hikmetle oz goze geliyorum; koridordan efsane bir sey gecti, bana kas goz yapiyor ;)

Ucak tam zamaninda indi. Pasaport kontrolu muthis bir hizla bitti. Bavul jet hiziyla geldi. Sanirim Andrey Samarin faktoru. Bu eleman hep şansli geldi bize.

11 Ocak 2012


Etiketler: , , , , , , , , ,

Pazar, Mayıs 06, 2012

Never, never gonna give you up


Barry White'in "Never never gonna give you up" diye bir sarkisi vardir ya cok severim kendisini. Her guzel yemek yedigimde (particularly guzel bir kiymali pide) ne hissediyorsam oyle hissederim. Ama bir de onun Lisa Stansfield yorumu ile Frankie Knuckles mix'i vardir. Eliniz degerse bir yerlerden bulup dinleyin. 8:42 dakikalik sheer pleasure.

Etiketler: , , ,