Artik hepimizin elinde birer akilli telefon var ve onsuz bir an olsun geciremiyoruz. Pili bittiginde adeta kendi pilimiz bitmis gibi endiselenmeye basliyoruz. Bu parlak aletlerin her isimize rehber olmasini istiyor bunun icin bir dunya uygulama indiriyoruz. Belki hepimiz zaman zaman bu konu hakkinda dusunmusuzdur. Aslinda eminim dusunuyoruz, cunku konusma paketimizi bile bu aletle ne yapmak istedigimizi gozden gecirerek seciyoruz.
Ikinci bir bir konu elimizdeki telefonlarla cektigimiz resimleri paylasma, bunlari Instagram gibi programlar ile filtreleyip cesitli sekillerde paylasma konusu. Hepsi de hayatimizin bir parcasi oldu coktan.
Bu konular ile ilgili 3 tane yaziyi paylasmak istiyorum. Ilki Nathan Jurgenson tarafindan yazilmis, The New Inquiry kosesinden;
Diger ikisi de yine Nathan Jurgenson tarafindan yazilmis The Society Pages - Cyberology kosesinde cikan yazilar;
Ve ardindan nacizane Nathan Jurgenson'un yaklasimi hakkindaki kisa degerlendirmemi asagida paylasiyorum. Bu degerlendirmeden once yazilari okumanizi tavsiye ederim.
Nathan Abi’nin IRL Fetish yaklaşımını duygusal buldum. Tamam bir saptama yapmış, telefona (so called) bakmadan, onu okşamadan duramıyoruz, habire bir yerlere check-in yapıyoruz, fotoğraf paylaşıyoruz vs filan demiş. Evet doğru, şeytan bunun neresinde. Cape Cod’da dünyadan kopuk yürümek istiyorsan yürü arkadaşım seni tutan yok. Öte yandan sona doğru, doğru bir saptama daha yapmış ki ben de öyle düşünüyorum, her ne kadar logged in hayatı eleştirsek de aslında orayı besleyen yine bizim logged off dünyamız. Yine bu yazıda mıydı tam hatırlayamadım ama bu tip paylaşımların altında aslında sonradan kıymeti fark etilen, insanların dokümanter paylaşım, ya da ne diyordu documented reality mi ne öyle bir şeydi, o ihtiyacı yatıyor bence. Eskiden fotoğraflara bakıp bu kimdi adı neydi derken şimdi o fotopraftakinin adını hatırlamayı bırak dün ye yediği, o sırada ellerindeki şişede ne içecek vardıya kadar olayı, o anı dokümante ediyoruz. Ben bunda bir kötülük görmüyorum. Sadece fazla kaptırmamak gerekir diyorum.
Augmented reality ya da Faux-vintage konularına gelirsek. Burada amcam (ya da teyze) biraz pivot noktayı kaçırmış gibi geldi. Tamam, Washingdaki kar fırtınasını, Afganistandaki sefil görüntüleri bile filtreleyip göndermek farklı bir kafa olabilir. Yani kötü bir şeyi güzel gösterip olayın ruhunu bir yana koyup teknik güzellikten konuşmak, binlerce adamın fırınlarda ne kadar muhteşem bir sistematikle yakıldığını tartışmak gibi bir şey. Ama konu o değil ki. Konu bir “an paylaşımı”. Instagram’da Rus tipleri takip edersen aynada çekilmiş kendi fotoğraflarını görüyorsun, Amerikalılara bakarsan dağ bayır şehir cekip gonderiyorlar. Yine bir hayati dokumante ederek paylasmak veya kayda gecirme olayi var. Yani amcamin pencereden bakarsak savas muhabirlerinin isi birakmasi lazim. Adamin isi o berbat ani en mukemmel sekilde goruntulemek. Acaba o fotograflar gazetede dergide yayinlanirken hic filtreden gecirilmiyor mu, son dizgiyi yapan eleman hic mi dokunmuyor?
Bir de farkli bir aci getirmek istiyorum. Ben cok mutluyum fotograf olayi bu kadar kolaylastigi icin. Eskiden bu is zengin isiydi. Bizim cocukugumuzu hatirlasananiza kac kiside ve kimlerde fotograf makinasi vardi. Hele hele iyi bir makinaya ne kadar zor sahip olunabiliyordu. Adam diyor ki vintage fotograf zamanla yaslanir ve gercekten belli bir zamani asmissa artik o vintage olmustur. Simdi kaynamaya basliyorum bak, ulan salatalik, yasimiz ne ki gencligimizde dogru duzgun kameramiz olsundu da acayip fotograflar cekeydik! Bu bakis aynen muzik isini sadece virtuozlerin tekelinde sanmak gibi bir sey. Degil iste oyle. Punk muzik oyle dogmamis mi. Bakiyorsun meydan Genesis, Pink Floyd, Rolling Stones, Deep Purple, Led Zeppelin, Bob Dylan... boyle manyak adamlara kalmis. Herkes muazzam. Biz ezik miyiz lan, biz niye muzik yapamiyoruz demis birileri, Sex Pistols bilmem ne gibi gruplar boyle dogmus. Instagram, hipstagram da boyle abi, birak insanlarin icindeki yaraticilik ciksin ortaya. Varsin yanlis seyi ceksinler, boktan gereksiz seyleri paylassinlar, itiraf edelim hepimizin o ortamlarda takip ettigi ve bir sonraki resmi acaba ne zaman gelecek dedigimiz adamlar yok mu? Youtube misali. Kim tanirdi gangnam style'i, flamenkocu kardesleri...