Çarşamba, Eylül 10, 2014

Bisiklet

Baktım ki en son yazıyı Oziş hakkında yazmışım. Sanırım yine öyle olacak. Aslında bu aralar gündemim çok dolu olmasına rağmen birinci sırada Ozan'ın bisiklet sürmeyi öğrenmesi geliyor.

Epeydir bisiklet istiyordu. Ben çok iyi hatırlamasam da aslında babaanne ile anlaşılmış ve doğumgününde O'nun almasına karar verilmiş. Ben bunu unutmuş olarak, arkadaşın son günlerdeki tatlılığına kapılıp bu işi bitirdim.

Birlikte önce Decatlon'a baktık. Oradakiler içimize sinmedi. Ertesi gün Delta bisiklete gittik ve aradığımız parçayı bulduk.



Hemen o gün bir deneme yaptık tabi ama sadece neymiş bu alet tecrübesi oldu. Sonra haftasonuna kadar bekledik. Cumartesi günü bizim yürüyüş parkurunda kimselerin olmamasından faydalanıp çalışmaya başladık. Bir, iki, üç, oldu olmadı filan derken Ozan'ı bırakıverdim... Tabi içgüdüsel olarak düşmemeye çalıştı ve 5-10m dengesini sağladı. Tam 30 tur yaptık. Son 5 turda nerdeyse yolun %80'ini yardımsız gidebilmeye başladı. Tabi ki çok hoşuna gitti.

Bu akşam yine çalışmaya çıktık. Önce bir tökezledik, sonra park halindeki bir arabaya çarptık, ama yılmadık. Bir kaç tatsız denemeden sonra Oziş tüm yolu tek başına yokuş aşağı inebilmeye başladı. Daha güzeli, biraz sonra o parkuru yokuş yukarı pedal basarak çıkmayı başardı. 

Hem kendine güveni geldi hem de aldığı zevk miktarı arttı. Böylece yeniden bisiklete binebilmek için daha şimdiden yolumu gözlemeye (yarın göreve gidiyorum) başladı.